EDEBİYAT GÜNLÜĞÜ

Türk Edebiyatı Seçkileri

Divan Şiiri Nazım Birimleri

Yazan: bilgi-evi 27 Ocak 2007

Beyit  

·  Şiirde sonları uyaklı, iki dizeden oluşan, kendi içinde bağımsız bir yapısı ve anlam bütünlüğü bulunan birimdir. Bir beytin her dizesi kendi içinde bir bütün olabildiği gibi, birinci dizedeki anlam ikinci dizede de sürebilir. Beyit uzun şiirlerde anlatım birimi olarak sık kullanılır. Güçlü ve özlü söyleyişlere uygun olduğu için bağımsız tek bir şiir olarak da yazılabilir. Ya da başka şiir biçimlerinin bir parçası olarak ele alınabilir. Divan edebiyatı beyit temeline dayalıdır. 


      Divan edebiyatında, bir beyitteki iki dize kendi içinde iki parçaya ayrılır. Birinci dizenin ilk parçasına sadr, son parçasına aruz ya da harb denir. İkinci dizenin ilk parçası ibtida, son parçası acz ya da darb‘dir. Sadr ile aruz, ibtida ile acz arasında kalan bölüm haşv olarak isimlendirilir. Uyaklı bir beyite “beyt-i musarra”, uyaksız olanlara “ferd” ya da “müfred” denir. Divanlarda müfredler müfredat adıyla ayrı bir bölümde toplanır. Uyaklı beyitlerin olduğu bölüme de “metali” denir. Örnek beyit:

Biz bülbül-i muhrik-dem-i şevkâ-yı firaakız
Âteş kesilür geçse sabâ gül-şenimizden
Selimî (Padişah 2’nci Selim)

Mısra (dize)  

·  Manzum edebiyat yapıtlarının her bir satırına verilen isimdir. Bir ölçüye uygun olarak söylenmiş beytin yarısına da mısra denir. En küçük anlamlı nazım birimi olan mısra, bir şiirin parçası olabileceği gibi, bağımsız bir bütün de olabilir. Yani tek mısralık şiirler de olabilir. Divan edebiyatında kendi içinde bir bütün oluşturan mısralara mısra-i azade (bağımsız mısra) adı verilir. Ayrıca bir beyitin birbirinin anlamlarını tamamlayan ya da aralarındaki anlam bağı kesin olmayan mısralarına da aynı isim verilir. Yetkinliği, sağlam yapısı, özlü ve çarpıcı anlatımıyla dikkat çeken, her zaman kolayca anımsanabilen, dilden dile dolaşan mısralara “mısra-i berceste” ya da şah-mısra denir.

Bend (kıta)

·  Şiirde iki ya da daha çok mısradan oluşan birimdir. Şiirin içeriği ve biçimine göre düzenlenir. Kıtanın yapısını şiirin ölçüsü, uyak düzeni ve mısra sayısı belirler. İki beyitlik kıtalara divan şiirinde rubai, halk şiirinde dörtlük denir. Bu tür kıtaların uyak (kafiye düzeni) birinci ve üçüncü mısraları serbest, ikinci ve dördüncü mısraları kafiyelidir (yani ab cb şeklinde.) Bazen birinci ve üçüncü mısralar kendi aralarında, ikinci ve dördüncü mısralar da kendi aralarında uyaklı (yani ab ab) şeklinde de olabilir. Birinci, ikinci ve dördüncü mısraları kafiyeli (yani aaba şeklinde) olan kıtalara nazım denir. Murabba, muhammes, şarkı gibi nazım biçimlerinin her bendi parça anlamında kıta diye adlandırılır.
      Divan şiirinde kıta mahlassız (imzasız) şiirdir ve mısraları arasında anlam bütünlüğü vardır. Bir düşünceyi, hikmeti, nükteyi, yergiyi, övgüyü, yaşam anlayışını konu edinebilir. Beyit sayısı ikiden fazla olan kıtalara “kıta-i kebire” denir. Divanlar düzenlenirken kıtalara en sonda bağımsız şiirler olar yer verilir. Bu bölüme de “mukattaat” denir.

21 Yanıt “Divan Şiiri Nazım Birimleri”

  1. fena değil ama aradığımı bulamadım eh işte idare eder

  2. serap yürük demiş

    güzel bi sitedir ama tam istediğim gibi değil açıkçası

  3. ceren demiş

    çok gsl bi site herşey tam yalnıs tam olrk herşeye değinilmemiş ii açıklanmamış

  4. merve demiş

    saolun güzel olmuş dönem ödevime çok yardımcı oldu ama sanırım biraz daha örnek gerekli

  5. erdem demiş

    çok çok salun odevlerimi yapmamda ve yzıllılarımda basarılı olmama çok yaedımcı oldunuz

  6. şafak demiş

    valla idare eder ama çok açıklayıcı değil biraz daha kapsamlı olsa daha iyi olur yinede güzel elinize sağlık tşk

  7. gökçe demiş

    ya be şiir istiyorum beyitli öfffffffffffffffffffffffffff :(

  8. Onur demiş

    emeğe saygı !

  9. sergen keskin demiş

    gerçekten çok saolun güzel olmuş.herkesin incelemesi gerek.

  10. esra demiş

    gerçktn güsel ama örnk azzzzzzzzzz

  11. cansu demiş

    çoook teşekkürler elinize emeğinize sağlık
    :) :):)

  12. buket demiş

    hiç yoktan ii:P
    ellerine sağlk

  13. Burhan demiş

    yaa hanı siir burda beyit demedıkkk…!!! :S

  14. İpek demiş

    ne bu şimdi nerde şiirrr ?? hiç beğenmedimm

  15. ramço demiş

    KAFİYE

    Kafiye, en az iki mısra sonunda. anlamı ayrı, yazılışı aynı iki sözcük arasındaki ses benzerliğidir.

    Kafiyenin sağladığı hususlar şunlardır:

    a) Her mısraın ahenkli bir durgu ile kesilmesini sağlar.

    b) Kafiye şiirin akılda kolayca kalmasını temin eder.

    c) Anlamca ilgisiz görünen mısraları kaynaştırır.

    d) Yeni fikirlerin bulunmasına katkıda bulunur.

    e) Şiire söyleyiş güzelliği kazandırır.

    Kafiyenin şartları:

    1-Mısra sonundaki sözlerin ses bakımından benzemesi, anlamın ayrı olması gerekir.

    Yollarda kalan gözler

    Yıllardır seni gözler

    mısralarında birinci “gözler” gözün çoğul şeklidir; ikinci “gözler” ise gözlemekten geniş zamandır. Her ikisi de aynı anlama gelseydi redif olurdu.

    2- Kafiyeler kesinlikle rediften sonra gelmezler.

    Vardım ki bağ ağlar, bağban ağlar

    Sümbüller perişan, güller kan ağlar

    “Bağban” ve “kan” kelimelerindeki -an sesi kafiye, ağlar kelimesi ise rediftir. Şayet şiir “… ağlar kan”, “… ağlar bağban” diye bitseydi -an sesi kafiye olur; fakat ağlar sözcüğü redif sayılmazdı.

    3- Bir kelimenin redif olabilmesi için kendinden evvel mutlaka bir kafiyenin bulunması gerekir. Görevi ayrı olan bazı ekler kendinden önce kafiye olmadığı için -aslında redif oldukları halde- kafiye sayılır.

    Sultan Murat eydür gelsin göreyim

    Nice kahramandır ben de bileyim

    mısralarındaki “gör-` ve “bil-” fiil köklerinde benzer ses yoktur. Aynı mısralardaki -eyim ekinin görevi aynı olduğu için rediftir; fakat kendinden önce kafiye bulunmadığı için kusurlu olarak kafiye sayılır. Ya da sadece -e sesi yarım kafiye sayılıp -yim redif kabul edilir. Bu konuda kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Halk edebiyatı sözlü olduğu için r ve l sesinin kulağa birbirine yakın gelmesinden kaynaklanan bu tür kafiyeler halk şiirinde görülen bir husustur. Boğazdan çıkışına göre aynı grupta yer alan sesler arasında çok az da olsa kafiyenin varlığından söz edebiliriz.

    4- Halk edebiyatında kalın sesliler (a, ı, u, o) ile ince sesliler (e, i, ü, ö) kafiyelendirilmiş olabilir.

    Bakmaz mısın Karac’oğlan halına

    Garip bülbül konmuş gülün dalına

    Kadrin bilmeyenler alır eline

    Onun için eğri biter menevşe (Karac’oğlan)

    5- Kafiye ve rediflerin tespitinde Türkçe’deki yapım ve çekim eklerini iyi bilmek gereklidir.

    6- Art arda gelen mısralar içinde birbirine benzeyen seslerin sık ve ahenk sağlayacak güzellikte kullanılmasına aliterasyon denir.

    Ak sütünü emdiğim kadınım ana

    Ak pürçekli, izzetli canım ana

    Akar sularına kargımagıl

    mısralarındaki ak sesinin tekrarı ile aliterasyon yapılmıştır.

    7- Kafiyede aranan nitelik sesin benzemesidir. Yazılışı başka başka olan kelimeler, aynı sesi verdikleri takdirde kafiyeli olabilirler.

    Birdenbire sıyrıldı gözümden çözülen bağ

    Bir hâtıranın dağdaki yâdıydı bu membâ

    beytinde “bağ” ve “membâ” kelimelerini telaffuz ettiğimiz zaman bağ kelimesindeki ğ sesi zayıftır, membâ kelimesini telaffuz ederken bağ kelimesinin sonundaki ğ sesine yakın bir ses çıkar. Bu çeşit kafiyeler ses bakımdan yarım kafiyeden daha hafif bir benzeyiştir.

    8- Nesir cümlelerinde tekrar edilen seslere seci denir. Özellikle Divan nesrinde bulunur.

    Gözlerin nuru, gönüllerin süruru; başımızın tacı, dil ehlinin miracı… gibi

    9- Ayrıca uzun bir sesli (â, û, î) ile oluşan kafiyeler de uzun sesliler iki ses değerinde kabul edildiği için tam kafiye sayılır.

    İstiklâl Marşı’nın fedâ, şühedâ, Hüdâ ve cüdâ kelimeleriyle biten dörtlüğünün kafiye şeması aaaa olduğu için kafiye -edâ ve -üdâ seslerinde değil -dâ sesindedir. Şemada aynı harf ile gösterilen kelimeler arasındaki ortak ses kafiye kabul edilir.

    10 – Rûhumun senden İlâhî, şudur ancak emeli

    Değmesin ma‘bedimin göğsüne nâ-mahrem eli

    Bu ezanlar -ki şehâdetleri dinin temeli-

    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli

    mısralarında "emeli" kelimesi diğer mısralarda da aynen geçtiği için tunç kafiye sayılır. Tunç kafiyeleri zengin kafiye saymak yaygın bir görüştür. Birinci, ikinci ve üçüncü mısralardaki -i sesi redif değildir; çünkü dördüncü mısradaki “i” sesi iyelik -i’si değildir. Kafiye sadece üç mısrada olsa idi o zaman bu ek redif olurdu.
    KAFİYE

    Kafiye, en az iki mısra sonunda. anlamı ayrı, yazılışı aynı iki sözcük arasındaki ses benzerliğidir.

    Kafiyenin sağladığı hususlar şunlardır:

    a) Her mısraın ahenkli bir durgu ile kesilmesini sağlar.

    b) Kafiye şiirin akılda kolayca kalmasını temin eder.

    c) Anlamca ilgisiz görünen mısraları kaynaştırır.

    d) Yeni fikirlerin bulunmasına katkıda bulunur.

    e) Şiire söyleyiş güzelliği kazandırır.

    Kafiyenin şartları:

    1-Mısra sonundaki sözlerin ses bakımından benzemesi, anlamın ayrı olması gerekir.

    Yollarda kalan gözler

    Yıllardır seni gözler

    mısralarında birinci “gözler” gözün çoğul şeklidir; ikinci “gözler” ise gözlemekten geniş zamandır. Her ikisi de aynı anlama gelseydi redif olurdu.

    2- Kafiyeler kesinlikle rediften sonra gelmezler.

    Vardım ki bağ ağlar, bağban ağlar

    Sümbüller perişan, güller kan ağlar

    “Bağban” ve “kan” kelimelerindeki -an sesi kafiye, ağlar kelimesi ise rediftir. Şayet şiir “… ağlar kan”, “… ağlar bağban” diye bitseydi -an sesi kafiye olur; fakat ağlar sözcüğü redif sayılmazdı.

    3- Bir kelimenin redif olabilmesi için kendinden evvel mutlaka bir kafiyenin bulunması gerekir. Görevi ayrı olan bazı ekler kendinden önce kafiye olmadığı için -aslında redif oldukları halde- kafiye sayılır.

    Sultan Murat eydür gelsin göreyim

    Nice kahramandır ben de bileyim

    mısralarındaki “gör-` ve “bil-” fiil köklerinde benzer ses yoktur. Aynı mısralardaki -eyim ekinin görevi aynı olduğu için rediftir; fakat kendinden önce kafiye bulunmadığı için kusurlu olarak kafiye sayılır. Ya da sadece -e sesi yarım kafiye sayılıp -yim redif kabul edilir. Bu konuda kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Halk edebiyatı sözlü olduğu için r ve l sesinin kulağa birbirine yakın gelmesinden kaynaklanan bu tür kafiyeler halk şiirinde görülen bir husustur. Boğazdan çıkışına göre aynı grupta yer alan sesler arasında çok az da olsa kafiyenin varlığından söz edebiliriz.

    4- Halk edebiyatında kalın sesliler (a, ı, u, o) ile ince sesliler (e, i, ü, ö) kafiyelendirilmiş olabilir.

    Bakmaz mısın Karac’oğlan halına

    Garip bülbül konmuş gülün dalına

    Kadrin bilmeyenler alır eline

    Onun için eğri biter menevşe (Karac’oğlan)

    5- Kafiye ve rediflerin tespitinde Türkçe’deki yapım ve çekim eklerini iyi bilmek gereklidir.

    6- Art arda gelen mısralar içinde birbirine benzeyen seslerin sık ve ahenk sağlayacak güzellikte kullanılmasına aliterasyon denir.

    Ak sütünü emdiğim kadınım ana

    Ak pürçekli, izzetli canım ana

    Akar sularına kargımagıl

    mısralarındaki ak sesinin tekrarı ile aliterasyon yapılmıştır.

    7- Kafiyede aranan nitelik sesin benzemesidir. Yazılışı başka başka olan kelimeler, aynı sesi verdikleri takdirde kafiyeli olabilirler.

    Birdenbire sıyrıldı gözümden çözülen bağ

    Bir hâtıranın dağdaki yâdıydı bu membâ

    beytinde “bağ” ve “membâ” kelimelerini telaffuz ettiğimiz zaman bağ kelimesindeki ğ sesi zayıftır, membâ kelimesini telaffuz ederken bağ kelimesinin sonundaki ğ sesine yakın bir ses çıkar. Bu çeşit kafiyeler ses bakımdan yarım kafiyeden daha hafif bir benzeyiştir.

    8- Nesir cümlelerinde tekrar edilen seslere seci denir. Özellikle Divan nesrinde bulunur.

    Gözlerin nuru, gönüllerin süruru; başımızın tacı, dil ehlinin miracı… gibi

    9- Ayrıca uzun bir sesli (â, û, î) ile oluşan kafiyeler de uzun sesliler iki ses değerinde kabul edildiği için tam kafiye sayılır.

    İstiklâl Marşı’nın fedâ, şühedâ, Hüdâ ve cüdâ kelimeleriyle biten dörtlüğünün kafiye şeması aaaa olduğu için kafiye -edâ ve -üdâ seslerinde değil -dâ sesindedir. Şemada aynı harf ile gösterilen kelimeler arasındaki ortak ses kafiye kabul edilir.

    10 – Rûhumun senden İlâhî, şudur ancak emeli

    Değmesin ma‘bedimin göğsüne nâ-mahrem eli

    Bu ezanlar -ki şehâdetleri dinin temeli-

    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli

    mısralarında "emeli" kelimesi diğer mısralarda da aynen geçtiği için tunç kafiye sayılır. Tunç kafiyeleri zengin kafiye saymak yaygın bir görüştür. Birinci, ikinci ve üçüncü mısralardaki -i sesi redif değildir; çünkü dördüncü mısradaki “i” sesi iyelik -i’si değildir. Kafiye sadece üç mısrada olsa idi o zaman bu ek redif olurdu.

  16. gizem demiş

    iğrenç göya şimdi bunlar nazım birimleri mi

  17. Chris demiş

    Çok güzel olmuş , teşekkürler.
    Not : Zaten burada şiir denmiyor ki , şiir birimleri deniyor . Bunlar da şiir birimleri..

  18. CİHAN demiş

    ne biçim şiir yok

  19. 2000 evler anadolu lisesi demiş

    idare eder ama güzel yinede emek harcamışsınız teşekkür ederim ama şiirde birimi bulamadım hatırlatmak isterim. bir ara bunuda eklersiniz artık.çok tşk.

  20. 2000 evler anadolu lisesi demiş

    şiirde birimi istiyorum nevşehir

  21. 2000 evler anadolu lisesi demiş

    lütfeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeen

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>